Mutluydum. Mutluyduk, hatta çok mutluyduk. Ben daha önce bu kadar mutlu olmadım. Seni küçükken baban mutlu ediyordu ya, ben de demiştim benim bir mutlu edenim bile yok. Sen varsın işte. Sen benim mutluluk kaynağımsın. Gülümseyişlerin, bakışın mutlu olmak için başka ne isteyebilirdim ki? Unuttuğum tek bir şey vardı: Bizimki filmlerdeki gibiydi. Hatta daha bile güzeldi hani. Filmlerde mutlu olunca film biter ya, biz unuttuk, çok mutlu olduk. Bizim filmimiz de bitecek belki. Belki daha başlangıcıdır, kim bilir.
Uyuyorsun belki şimdi. Belkisi falan yok uyuyorsun işte. Sürekli senin ne yaptığını düşünüyorum zaten.. ve şu an hafif terlemiş bir şekilde, yatağında yatıyorsun. Bilmem belki kötü rüyalar görüyorsundur. Ben güzel rüyalar gördüm o yüzden uyku hain. Rüyalar gösteriyor sonra uyanıyorsun. Her şey aynı işte. Hayat gösterip elletmiyor mutluluğu. Gece tam 3’te uyandım ben. Bizim saatimiz. Oturdum seni düşündüm. Seni sevdim. Bak, herkes uyurken seviyorum seni. Göz kapaklarından kirpiklerine, dudaklarına, uyku kokan tenine düşüyorum. Sonra sevgi kokan vücudunda ölüyorum. Peki sen? Sen de herkes uyurken sever misin beni?
Bana dedin ya 2 hafta sürüyor diye. Sadece 2 hafta mı mutlu olduk yani. Ben seninle geçirdiğim o anları o kadar çok düşündüm ki.. Belki 1 dakikalık göz göze gelişimiz benim için bir yaşam boyu sürmüş gibi bir hal aldı. Benim hayatım 2 haftayla sınırlanmış olamaz. Sen bir ömürsün belki bende.
Şapşalınım ben senin, salağınım, geri zekalınım, maymun poposuyum, poponum. Popon olmadan nasıl yaşarsın? Sen benim bokumsun popo olmadan bok nasıl olsun? Hani böyle bana söylediğin şeyler iğrenç gibi duruyor dışarıdan bakınca ama o kadar sevgi dolu ki ben hep korktum sevgine layık olamazsam diye. Olamadım. Gerçekten olamadım. İşte insanın korktukları hep başına geliyor.
Seni 5 dakika göremesem özlüyordum ya. Ben seni hep özlüyordum. Sürekli özlüyordum. Bazen çok özlersin. Hep özlersin ama bazen çok özlersin. Sen benim çok özlediğimsin. Düşün, dedin sonra bana. Hepsini düşün. Düşünmek nefes almak gibi. Bir kere nefes aldın mı nefes almadan duramıyorsun. Kendini nefesini tutarak öldüremiyorsun ya.. düşünmeden de duramıyorsun. Ben şu an nefes bile alamıyormuşum gibi hissediyorum. Düşünmem. Aslında düşünürüm. Hatta düşünüyorum. Ama senin dediklerini değil, ben mutlu olduğumuz anları düşünüyorum.
Ben sana aşık oldum. Aşığım sana. Kirpiklerinin uzun oluşuna, sarılışına, hayallerine, saçlarının kokusuna, dudaklarına, gözlerini kırpışına, tenine, gülüşüne, bakışlarına, ruhuna.. Gıdıkla beni sen. Hep gıdıkla, vur, ısır.. Yapma diyorum hep, sonra duruyorsun ya, durma. Öylesine diyorum ben onu. Sen yap, ben seni öyle seviyorum.
Varlığınla sarhoş ediyorsun beni. İnsanların hakkında romanlar yazdığı duyguları yaşatıyorsun. Sarhoşluk insanın duygularını değiştirirmiş. Evet, varlığın sana olan sevgimi arttırıyor. Sahilde el ele yürüyüşlerimiz, birlikte delice sarhoş olmalarımız, uyurken bile el ele tutuşmalarımız başka nasıl açıklanır ki?
Sen farklısın. Gerçekten farklısın. Sevişmek için seçilmiş kişi değilsin. Seninle öyle şeyler hayal etmem ben. Seninle beraber yatmayı belki ama öbürlerini değil. Mesela, kıvrılıp beraber yatabiliriz. Hatta bundan sonra istersen seni öpmem bile. Sadece izlerim, koklarım. Sen sarılma, ben sana sarılırım.
Bana aldığın küpeler, ilk içtiğimiz şarap, birlikte yediğimiz yemekler, sana verdiğim papatyam, birbirimize yazdığımız mektuplar, peçetelere yazdığın şeyler, yaptığın kalp ve kirpiklerin. Hepsini saklıyorum ben. Her gece açıp hepsine bakıyorum, dokunuyorum, kokluyorum. Saçların mesela. Ben böyle canlı saç görmedim. Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor sanki. İyi anlarında sesin kalınlaşıyor, ikinci bir parıltı var bakışlarında.
Yalan söylememeliydim. Keşke yalnız sevdiğin için affedebilsen beni.
11.12.2011 04:12
-
ezgieeser liked this
-
amoryelplacer liked this
-
campipi liked this
-
neysekii liked this
-
sakuragizella liked this
-
pinkerbell posted this